GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL.7

Merhaba;

Yine nasılsın. Yine dalgalı bir gün yaşamışsındır kuvvetle muhtemel. Bu gün kaç defa güldün güldürdün, kaç defa sevinip sevindirdin belki de kaç defa üzüldün, mutsuz oldun… Kim billir? Pardon şüphesiz en iyi sen bilirsin.  Ben hep iyi olduğunu varsayıyorum, seni de kendim gibi görüyorum. Başına ne gelirse gelsin bütün hepsi ile başa çıkabildiğini düşlüyorum, yine benim gibi.

Geçen canım sıkkındı bahsettim sana, bugün daha iyiyim. Biraz yazmak iyi geliyor bana. Doğduğumuzdan beri hayatlarımızda hep kötümser tarafları alıp ön plana çıkarıyoruz, onlarla mücadele ederken akıtıyoruz kum saatinin içindeki kumları, bittiğinde ters çevirip başa sarıyoruz. Hiç yılmadan usanmadan, hani bazen derler ya “bağıra bağıra”.  İşte çevirdim saatleri, buradayım.
Kötü giden diye nitelendirebileceğimiz bir olgu yok aslında, sadece olaylar var ve o olaylar karşısında karakterimizin karakterine uygun olana  ulaşmak için  izlediği bir tutum var. Farkında olmuyoruz bu tutumu takınırken, olmazlar ve olurlar arasında olması gerekeni kovalıyoruz, gelecek zamanın dolmayı bekleyen boş kovalarında.

Mutlak olmazları ve mutlaka olması gerekenleri  doğumumuzdan itibaren ediniyoruz ailemizden, arkadaşlarımızdan bizi koruyan gözeten çok seven çerçevemizden. Tahminben o evrede hatırladığımız bize mutsuz edecek veya aşamadığımız soru, sorun kalmamıştır. Bu edinimsel geçmiş,  en çok sevmeyi öğrendiğimiz ve neyin nasıl olması gerekir sorusunun çoğunluğunu yanıtlıyor.  Mesela aklıma ilk gelen, evcilik oynarken bile baba olduğum zamanları hatırlıyorum herhalde sende oynamışsındır.  Ve şu an halen içimizdeki karakteri oturmuş yaratıcı  çocuğun ne isteyip ne istemediği neye bağımlı olduğu neden bağımsız olduğu ana hatları ile çok nettir.

Hiç olması mümkün olamayanları ise uğraşmadan geçip gidiyoruz onunla uğraşarak bir de ona benzememek için. Bazen de gereksiz ısrar etmiyor değiliz. İnsan neyi görürse onu öğrenir ona benzer ya, bazen de olmazların bir kaç olurları arasında mücadele etmekten yoruluyoruz, işte o nokta da kendimizi dahi tanımayan birine dönüşüyoruz ki, kitaplarda olur olmadık yerlerde bazen bir dağın tepesinde veya kimsenin uğramadığı bir sahilde kendimizi aramaya başlıyoruz.  Kendimizi aramak için kızgın çölden geçmek sadece kendimize cezalandırırcasına vereceğimiz bir eziyet, elbet belki çölün sonunda kendini bulabilme ihtimal dahilinde ama çok sevdiğimiz güneş çölde daha derin yaralar açacaktır.

İşte bu duyumlardaki çarpışmaları yaşıyoruz sararken zamanı kendini geçişken bedenlerimizde. Bu geçişken tonlar sadece siyah beyaz karamsar grinin ve tonları değil. Hepsi çok renkli ve aklın hayal edemeyeceği kadar ahenkli.  Zaman renk spektrumunun görebildiğimiz tüm renkleri arasında akıyor kimi zaman mor ve  kimi zaman kırmızı ve ötesinde.
Bize fikren ve ruhen yakın olanlar zaten bizim.  Güzel fikirle karşılaşıp  ruhuna eklemeye çalışıyorsun, kimi zamanda  güzel ruhların fikirlerini tatlı yankesici edasıyla dahice çalıyorsun. Bazen kodeste var işin ucunda, olsun.

Hayat bizi sadece bir noktada tutmuyor, bir yelkenli gibi bir limandan bir limana fırtınalı bir denizden hafif bir rüzgarın bile olmadığı başka denizlere yol açtırıyor. Yaşamanın bedeli bu bence. Mutlaka bu denizde yol almaktan başka bir çaremiz yok.

Ben inanıyorum ki bu acımasız hayat okyanusunun içinde  aynı rotada buluşup birbirlerinin gölgesinde bir dakika geçirip konuşanbilen, duyabilen, anlayabilen insanların bulacakları liman da birdir.  Bu limanda birbirlerinin yaralarına merhem olacaktır. Ve bu liman ki, asla yolunda sonu değildir.

Sevgilerimle, Öpüyorum.

the-port-of-le-havre-night-effect

Claude MONET (1873) The Port of Le Havre, Night Effect

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: