GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL.10

Merhaba;

Nasılsın? Nasılsınlarım çoğaldı, 10 oldu, şunu fark ettim, sana nasılsın demekten, nasıl olduğunu bilmesem de nasıl olduğunu merak etmekten sormaktan keyif alır hale geldim, az çok nasıl olduğunu tahmin edebiliyorum,  temmuz’unun başında ve sonunda.  Ben vazgeçmedim sormaktan sende vazgeçmedin cevaplamamaktan, ne güzel. Bakalım sönecek mi bu kor ateş.

Ateş demişken söyle bir yanılgı var modern insanda, ateş önce yanar sonra kor halini alır, için için yanar sonra küle dönüşür ve söner. Nasıl olsa elde tükenmez çakmaklar, elektrikli ocaklar, lav silahları var fast burn zincirine takılmış gibi yeni ateş, ateşler yakmak mümkün. Başka bir yerde daha önce yakılan ateşten tamamen yok edip farklı yakabiliyorsun, bazen de söndürdüğünü zannedip, arkanı bakmadan gidip tüm ormanı cayır cayır ateşe verebiliyorsun, tamamen hesapsızlık ve kolaycılık. Böyle miydi ateşe olan sevdamız.

Ateşe tapıyordu ya kadim insanlar, yıldırım sesleriyle tanrıların gönderdikleri ateşe, ruhani bir hikayeleri sihirleri vardı, istinasız korunması gerekirdi. Onu korumak için başında oturan, ateşin ve volkanların tanrısı, Zeus’la Hera’nın oğlu Hephaistos. Topal tanrıların en çirkini ama insanlar tarafından en sevileni Hephaistos.  Olimpos’taki görkemli saraylar onun elinden çıkmıştı, tanrılar ve kahramanlar için en güzel silahları yapmıştı. Eros’un okları ve yayları, Aphrodite’ in ünlü göz kamaştırıcı kemeri, Dionysos’un eşi Ariadne’nin tacı, Hades’in görünmezlik miğferi, Truva Kralı Laomedon’un büyülü üzüm bağı, Ares ve Aphrodite’ in kızı yasak aşkından olan Harmonia’ya düğün hediyesi olarak yaptığı lanetli gerdanlık, Zeus’un emriyle insanları cezalandırmak için gönderilen ilk kadın Pandora da onun eseridir.

Efsaneye göre, Zeus kendinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus’un kardeşi Epimetheus’a balçıktan yapılmış tanrısal güzellik ve zekaya sahip Pandora’yı eş olarak gönderir. Epimetheus kardeşinin tüm uyarılarına karşı Pandora ile evlenir. Zeus, Pandora’ya evlilik hediyesi olarak topraktan yapılmış, çömlek benzeri bir kavanoz  hediye eder ama bu kavanoz asla açılmamalıdır. Bir süre sonra merakına yenilen Pandora, kavanozu açar ve içindeki tüm kötülükler dünyaya yayılmaya başlar. Ancak son anda kutuyu kapatır bu da insanların içindeki “umut”tur; kötülüğün yayılmamış olması umudu.

İnsanların ateşi keşfettikleri yok aslında, ateşi nasıl yakabileceklerini buldular sadece, iki çakmak taşı vur birbirlerine çıksın sana kıvılcım yak, ondan önce ise yanan ateşi koruma endişeleri had safhada olması lazım, yemek için , geceleri gökyüzüne bakarken üşümemek için hep ateşi beslemek zorundaydılar. Düşünsene kabilenin ateşi sönüyor ve yakamıyorlar. Daha büyük trajedi nasıl olabilir, insanların ateşe ve yıldızlara taptığı dönemde.

Parmaklarımızın ucundaki tutamadığımız bizi yakan ateş bazen de insanın içindeki ateşe dönüşüyor, sonra küle dönüşüyor sanıyoruz. Ne kadar küllense de küllerin altlarında mutlaka kor halinde için için yanmaya devam ediyor farkettirmeden, iki parça söz, bir parça gülüş, bir dönüş bile sanki donmak üzere olan hissiyatı bir anda kalp ormanını yangın yerine çeviriyor. Canlandırıyor ateşin ruhlarını, küle dönmüş parçalar tekrardan yanıyor ateşin üstünden kıvılcımlarla sanki ateş böceklerini anımsatıyor, alevlerin üstünden yıldızlara ulaşıyor,  ısıtıyor, ısıtıyor aydınlatıyor, aydınlatıyor gözlerde parıltıya çeviriyor, o parıltı ya durmadan daha büyütmek istiyor yanan ateşi. Kelimeler bile anlamsızlaşıyor, hipnotize oluyorsun yanan ateşin çıkan alevlerini kıvılcımları izlerken, çoşkusu bütünlüğü, onunla oynamak sahip olma isteği ne kadar yaklaşırsan o kadar  cezbediyor ister istemez. Yansak ne olacak, zaten yanmışız, yine yanalım.

Ben nasıl mıyım?  Kapkaranlık bir sahilde hiç görmediğim kadar çok yıldızların altında sönmemek için devamlı beslediğin közlerin üstündeki cezve içinde, kupada, yarısına kadar kupada, sade kahveyi paylaşmabilmenin umudunu yakalayabilmek için gökyüzünedeki kayan, yanan, kül olan  yıldızları izlerken dilek tutuyorum.

Sevgilerimle, Öpüyorum.

Akçakoca - Yıldızlar Altında Köz Üstünde Kupaya Yarısına Kadar Dolmayı Bekleyen Sade Kahve Cezvesi - 26 Temmuz 2015

Akçakoca – Yıldızlar Altında Köz Üstünde Kupaya Yarısına Kadar Dolmayı Bekleyen Sade Kahve Cezvesi – 26 Temmuz 2015

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: