GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL.15

Merhaba;

“Nasılsın”. Sus sen, ben tahmin edeyim. Yaz güneşinin teninde hissettirdiği sıcaklığın, kendini bıraktığın serin suların verdiği rahatlık duygusundan, metamorfoz geçiren doğanın serinliğini bu kez karada hissediyorsundur. Belki de sonbaharın zihinsel hüznünü, belki de sevincini, belki hepsi. Tabii ki bunun ilk olmadığı gibi, aklına yazılan geçmiş mevsimlerin bekli de tekrarlarını yaşıyorsundur. Pek tabii fak nüans farklılıklarıyla ki bu da seni sen yapıyordur, kuvvetle muhtemel.

Koskoca bir yaz daha bitti. Kuzey yarım kürede günler döndü, artık gecenin krallığı hüküm sürüyor. Güneşten artık yavaş yavaş uzaklaşıyoruz, yeryüzü üzerindeki bizleri etkileyen tüm kuvvetler sanki sihrini kaybediyor. Renkler canlı tonlardan, önce pastele sonra da griye dönecek, sonra da yine yeniden canlanıp gene ölecek.

Dünyada yaşam hep gel git üzerine kurulu, hep geldikten sonra geri dönmek zorunda kalıyor. Geri dönüşümün izlerini kaybeden, kayboluyor, gerçekten ölüyor.

Bu karıncalar hiç ölmüyorlar sanki yine geçen çalışkan karınca kolonisine denk geldim, çadır kurduğum sedir ağacının yanında. Aynı insan popülasyonları gibi harıl harıl çalışıyorlar. Bayağı bir itina ile kazılmış, sistem kurulmuş, koloni olmanın verdiği bir akılla hareket ediyorlar. Belli kışa ciddi hazırlık içerisindeler, kışın koloninin açlıktan kendini yok etmemesi, larvaların hayatta kalması her şeyden mühim.

Bunun  tek bir yolu  birbirlerini tekrarlamak her gün ve her mevsim . İçerinden bazıları gürbüz bazıları ince yapılı narin, önemi yok. Taşıdıkları yüke bakıldığında aynı membadan geldikleri aynı durumu farklı versiyonlarını yaşadıkları belli, bir aklın hükmetmediği çok belli sadece karınca işlemcilerine hükmeden körleşmiş feromonal izlerin güdümündeler.  Taşıdıklarının ne olduğunun, gördüklerinin veya anladıklarını bir önemi de yok. Tek yaptıkları, birbirlerini anlamadan güdüsel takip etmek.  Bu şuursuzluğu takip edemeyen karıncalarsa kimyasal izleri kaybedip ya su birikintisinde boğularak ya çıkışını bulamadığı labirentte açlıktan ölerek ya doğal düşmanları tarafından, belki de saçma bir örümceğin ağında “klon karıncanın” değersiz hayatı, sona eriyor. Karıncaların 100 milyon senedir nasıl bir evrime geçirip, nasıl tek bir fikirde sabit kalıp,  robotsal geri dönüşüm için programlandırıldıklarının da göstergesi oluyor. Klon koloni olarak  yararlarını bir kenara koyarsak, insana ne kadar enteresan geliyor karınca kolonisi anlamak.

Sihrini kaybedip mekanikselleşen insanlarda  aynı,  çalışıp çalışıp kaybolurlar, insan  kolonisinin dijitalleşmiş yeraltı labirentlerinde. Bir gün karşımıza çıkıyorlar aniden, sonra bir anda kayboluyorlar. Rutin yolları ve rutine dönüşleri, mevsimler gibi şaşmayan çevrimleri, bazen kimyasal kaybolmaları ve kaybolduklarında tekrar kolonilerine feromonal dönme zorunlulukları aynı karıncalar gibi. Ama hep gidip döndükleri yer aynı.  Çok garipler bazı  zaman birinin izinden gider geri sonra olmadı döner,  döner bir daha gider döner, döner döner bir daha gider. Git gel git gel git sonra hep aynı gel.

Merak ettiğim, yeryüzü kara hayvanları biyokütlesinin %20 sinin oluşturan gördüğümüz kıtaların tek hakimi karıncaların da yeraltında yaşarken midesi bulanır mıydı? Düşününce midem bulanıyor, çoğu kez.  Her şey bilinen yollara göre hesaplanırsa bize ne kalır?

(Öyle ya insan karınca kolonilerini bile havyan hapishanelerinde satıyor. Nasıl bir ironiyse. )

Halbuki sihirli olan çok değerli çok yüce, böcek değil. Ne kadar kaybolursa kaybolsun hep bir çıkış yolu buluyor kendinde. İnsan çok garip hiçbir matematiksel, sosyolojik, psikolojik formülün içine sığmıyor.  Ne zaman kendini cezbeden, kimsenin görmediği sahipsiz bir hazine bulsa ona ait olabilmek için yeni bilinmez yollara düşüyor. En başta ruhunda karşı koyamadığı sevgi barındırıyor. Güneşin bile  batmadığı rengarenk gökyüzüne sahip,  bildiği geleceğin hiçliğinden kendi bilmediği geleceğin sonsuzluğuna sonuna kadar yeni Dünya’lar yaratıyor. Onu zekasıyla, aklıyla, vicdanı ve kalbiyle  büyütüyor.

Merak etmek, ne güzel. Geri dönüşüm tüm evrende inanılmaz bir şekilde ilerliyor, geçmişte nasıl ışıltılı bir yıldızın patlaması sonucu meydana geldiysek yine öyle gidelim.

Gördüğüm karıncalar iyi ve mutlular, selam söylediler.

Sevgilerimle,Öpüyorum.

Salvador Dalí- Autumnal Cannibalism 1936

Salvador Dalí- Autumnal Cannibalism (1936)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: