GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL.18

Merhaba;

Çok uzun zaman oldu sana yazmayalı farkındayım, çok sebebim var. Biliyorum zamanı çarçur ediyor, kelimeleri dökmedikçe geçmişi, hafızam ne kadar güçlü olursa olsun ayrıntıları kaçırmaya başlıyorum. Ayrıntılar beni robotlardan ayıran en temel özellik, her insan gibi. Ayrıntıların zarafetini ve nezaketini anlayamadan buhar olup uçup gidiyor. Her ne kadar yağmurla hatırlamak istesem de sadece zamanın yanılsamaları arasında hüzünleniyorum.   Unutuyorum ne konuştuğumu ne söylediğimi hatta ve hatta ne kadar saçmaladığımı unutuyorum.  Bir de o saçmalamamın içinde kendimi haklı çıkarıp çekip gitmiyor muyum,  işte bunu seviyorum.

Çıkarmam gereken derslerim, sınavlarım, bütünlemelerim vardı. Hepsine geç kaldım, hepsinden kaldım. Hiç birine yeteri kadar çalışmadım çünkü. Sadece çok önemli olan işlerim vardı, biraz para kazandım. Gittim dağda ağaçların arasında kaydım, ne garip… Aslında canım istemedi.

Unuttum sandın seni eminim, zarafetini ve nezaketini anladığımdan ne yağmuru ne de yağmur sonrası açan güneşte aklıma geliyorsun.  Alakasız şekilde yanlış park etmiş arabayı çekerlerken aklıma geliyorsun. Eee nasılsın?

Nasıl geçiyor zaman. Bak her şeye az kaldı. Düşünsene Halley kuyruklu yıldızın geçmesine daha az zaman kaldı izlersin mutlaka, ne harika!  2017’ye gireceğiz birkaç gün sonra, muhtemelen yılbaşında Halley kadar olmasa da göz yüzündeki yapay ışık şovları izlersin.  Belki mektubum sana ulaştığında 2017 bile olabilir, ah bu postacılar ulaştığını haber dahi vermiyorlar. Yine de önlemi mi alayım. Gene lal kesilirsin ama sorayım.  “Nasıldı”?  Kuvvetle muhtemel “önemsiz” di.

Önemli ne var acaba rüyaların Dünya’sında. Kendini patlatanlar, tecavüzcüler, eroinmanlar, alkolikler, kara sürüler, ak sürüler, rambo sananlar, alkolle hayat bulup kendini uyutanlar, pezevenkler, fahişeler, tacirler, aldatanlar, aldatılanlar, yalanlar ve yalancılar, tutunamamış tutarsızlar, şovmenler, artistler, para kölesi köpekler, yiyenler, yedirenler,hayaller perestler,  bir yere gitmeye çalışıpta dönüp dönüp kaybolup başladığı yere dönen  korkan dönekler, korkaklar insanlar, insanlar, insanlar, hayvanlar… Önemli mi?  

Nasıl bir uyuşturulma isteği var içimde, ölürken bile hiçbir şey hissetmeden bitirmek istiyorum sanki her şeyi, doğmadan önceki gibi. Doğmadan önce  sevgi ile uyuyordum, uyanmak istemediğim huzurlu ve mutlu uykumdan. Ta ki kasılmalarla dönüşü olmayan bir yola girdiğimde, bir anda dışarı fırlatıldım istemeden. Halen o gün duyduğum sesler kulaklarımda çınlıyor. Burası neresi nefes anlamıyorum.  Anne kim bu şeytan, korkuyorum.

Bildiğim bir evren vardı her yerine dokunabildiğim, içinde ciğerlerimi yakan oksijen olmadığı nefes almadan özgürce mutlu ve huzurlu yaşadığım.

Artık gerçekten insan hissettim kendimi  huzursuzum, mutsuzum… Sevgisizlik gibi bir kavram öğrendim doğduktan hemen sonra ve her yaşamak dediğim gün. Gitgide de uzaklaşıyorum sevgiden, içimde bildiğim evrenden daha büyük bir acı bilinen evrenden daha da büyük. Duygularıyla yaşıyor ya her mahluk!!!  İşte ne güzel acı hissetmek, hissetmek  duyguların  kaybolmaması demek, hissettiğim her coşku şeytanla yaptığım pazarlık çünkü.

Sana bir vereyim mi? Ama sırlar yazılmaz ancak duymak isteyene söylenir. Postacının eline geçer, okur mazallah, duyurur tüm Dünya’ya huzur bulur, mutlu olur istemem.

Sevgilerimle, Öpüyorum.

Salvador_Dali_A_(Dali_Atomicus)_09633u

DALI Atomicus

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: