GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL.8

Merhaba,

Nasılsın.

Halbuki cevapsızlık ne kadar belirgin bir yanıtken, bak hadi hayal gücüyle varsayayım biraz…

Kuvvetle muhtemel Güneşin alabildiğine ısıttığı kuzey yerkürede, denizden karaya esen meltemin bedenini okşadığı, serin bir akşam üstü balkonunda denizi, gökyüzünü, dünyayı, kendini dinliyorsundur. Aklında yarının sorunları geleceğin gerçekleşmesi zorlama hayalleri arasında biraz mutlu, biraz gergin, biraz da sokak lambaları ile aydınlanan gecenin huzursuzluğu eklenince, kendini evin dediğin yerden güneşin aydınlattığı sokaklara atmak istiyorsundur. Güneşin hayatı kalbine ulaştığını her şeyde bir güzellik buluyor, güzelliğe kör olan gözlerde bile parıldıyor, belki de mutluluğu geçmişin sünger çekilmiş tozlu raflarında arıyorsundur.
 Kim bilir? Biliyorsundur, evrende var olan herşey imkansız bir olasılık. Ama hep, ben seni kendim gibi görüyorum…

Ben bu sefer iyiyim demeyeceğim, kötü de değilim, canım da sıkkın değil. Olamam! Bu boşluk deryasında yol almaktan başka çarem yok, çevirdim kum saatlerini, yaşamanın bedeli için daldım buz gibi kurak çöllere, kaynayan karanlık dipsiz okyanuslara. Zihnimin artık bir sahilinin veya bir zirvesinin olmadığını biliyorum, yaşadığımız evrenin kıyısı bucağı olmadığı gibi. Ancak bir ölüm var, esasen o da yok. Sadece insanların görebildiği ölümsüz renkler var o kadar.

Şu an bilinen renk çeşitliliğinin arasında sevdiğim rengi belirlemenin en ihtiraslı mücadelesindeyim, kazanacağım. Kendi çevirdiğim hayat saatinin belki de en büyük, en keyifli yüklerinden birine soyundum. Kendi hayat görüşümün tam yönünde bir kimlik yaratmanın kıyısından açıldım, çünkü bilinen kimlikler olduğu gibi yalan. Zaman da özgürlük arzumun şakaklarımda yarattığı tansiyonun nasıl bir ızdırap olduğunu hayal edememeni anlıyorum. Çünkü ben bile halen çizdiğim dikenlerle çevrilmiş çemberin çok dışındayım. Olsun, yol ıslah eder, uyuyup rüya ya dalınca da geçer.

İnsanlar tıpkı diğer canlılar gibi özgür olarak doğarlar fakat her yerde zincirlere vurulmuş olarak bulunurlar. Bir hareket bir bilgiyi doğurur, bir bilgi bir fikir yaratır, bir fikirse başka bir hareketi tetikler. Her hareket bir değişim, bir başkalaşım getirir, gerektirir. Kayaçlar taşlar bile başkalaşım geçirir değişir, değişir sonra yine değişir. Kimberlit’in aşınması veya tortuların başkalaşım geçirmeleri bir elması yaratır. Prizma. Ne de yakışır ona gelen ışığı kırıp yansıtıp etrafınını binlerce renge boyayan bir kalbe. Ama elmas nasıl  yontulmadan kusursuz olmazsa, insan da acı çekmeden olgunlaşamaz.

Sevgilerimle, Öpüyorum.

P.S. Eksik bir şey mi var?

maxresdefault

Beating Heart – SALVADOR DALİ

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: