SARHOŞ

Bir başına, Bir güzel uğruna dönüyor Dünya, İçinde yalnız bir ben. İçimde dönüyor ya bir Dünya, İçinde bir ben, Onun içinde bir de ben. Dönüyor da dönüyor Dünya, İçinde bir de ben, Bir de başım dönüyor, İçimde yalnız bir de

SARHOŞ

Bir başına, Bir güzel uğruna dönüyor Dünya, İçinde yalnız bir ben. İçimde dönüyor ya bir Dünya, İçinde bir ben, Onun içinde bir de ben. Dönüyor da dönüyor Dünya, İçinde bir de ben, Bir de başım dönüyor, İçimde yalnız bir de

ARALIK

Kanardı kalbime işleyen soğuk, Kelime kelime, Yalnız dudaklarımdan akardı. Öpsen geçerdi, Güneş vururken gözlerimin içine, Isınıp unutur, Kendimden geçerdim, Hep.   

ARALIK

Kanardı kalbime işleyen soğuk, Kelime kelime, Yalnız dudaklarımdan akardı. Öpsen geçerdi, Güneş vururken gözlerimin içine, Isınıp unutur, Kendimden geçerdim, Hep.   

HİÇ

Hiç, o kadar garip ki, Hiç, olmadık zamanda, Hiç beklenmedik bir yerde, Hiç bir şey, Hiç yoktan hayat buluyor. Hiç, yoktan iyidir, Sihirdir.   

HİÇ

Hiç, o kadar garip ki, Hiç, olmadık zamanda, Hiç beklenmedik bir yerde, Hiç bir şey, Hiç yoktan hayat buluyor. Hiç, yoktan iyidir, Sihirdir.   

YARA

 En hazırlıksız anında, Birden vuruluyor, tökezliyor Ama düşmüyorsun. Sıcak halen, Farkına varmıyor, Ama alkan kanıyorsun, Koşup, yorulup, durup, Soğurken acısını hissediyor, Ama yavaşça pıhtılaşıyorsun. Çok derinleşiyor, Ama ölmüyorsun. Kabuk bağlıyor, Ama yarayı yoluyorsun. Kabuklar düşüyor, İzler siliniyor, Ama hiç unutmuyorsun.

YARA

 En hazırlıksız anında, Birden vuruluyor, tökezliyor Ama düşmüyorsun. Sıcak halen, Farkına varmıyor, Ama alkan kanıyorsun, Koşup, yorulup, durup, Soğurken acısını hissediyor, Ama yavaşça pıhtılaşıyorsun. Çok derinleşiyor, Ama ölmüyorsun. Kabuk bağlıyor, Ama yarayı yoluyorsun. Kabuklar düşüyor, İzler siliniyor, Ama hiç unutmuyorsun.

GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL. 17

Merhaba; “Nasılsın”, dur tahmin edeyim.  Kasım güneşinin artık son son aydınlattığı sonbaharın sonunun yaklaştığı kuzey yarım kürede, solmuş kurumuş dökülmüş biraz sabah neminin ıslattığı yaprakların hissettirdiği duyusal romantizmini çöpçüler süpürmeden önce,  doğada sere serpe yatarak doğanın keyfini çıkartıyorsundur. Hele gitmenin

GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUPLAR VOL. 17

Merhaba; “Nasılsın”, dur tahmin edeyim.  Kasım güneşinin artık son son aydınlattığı sonbaharın sonunun yaklaştığı kuzey yarım kürede, solmuş kurumuş dökülmüş biraz sabah neminin ıslattığı yaprakların hissettirdiği duyusal romantizmini çöpçüler süpürmeden önce,  doğada sere serpe yatarak doğanın keyfini çıkartıyorsundur. Hele gitmenin

GECE DEVRİYESİ

Bazen, hani oluyor ya bana, Utanıyorum, kızarıyorum, Konuşamıyorum, Tutuluyorum ay gibi, Benim olmayan ışığın bana gösterdiklerine, Susuyorum. Her demet bana ait olsun diye, Güneş’i avuçlarım içine alıp, Mütemadiyen, Karartmak istiyorum Dünya’yı, Bazen.

GECE DEVRİYESİ

Bazen, hani oluyor ya bana, Utanıyorum, kızarıyorum, Konuşamıyorum, Tutuluyorum ay gibi, Benim olmayan ışığın bana gösterdiklerine, Susuyorum. Her demet bana ait olsun diye, Güneş’i avuçlarım içine alıp, Mütemadiyen, Karartmak istiyorum Dünya’yı, Bazen.

KASIM

Savunmasız dalımdan birden düşüp, İstemsiz toprakla kavuştum, Kuzey serin rüzgarlarını estirdiğinde. Yağmur damları ile taşındım, Yıkandım, yuvarlandım, Görmediğim, bilmediğim alemlerin ötesine. Aynı bilindik rüyalarımdan korktum saklandım, Kanadım her batan gün. Dayanamadım girdim yerin altına, Gündüzün zifiri karanlığında. Yüzümü toprakla örtüm

KASIM

Savunmasız dalımdan birden düşüp, İstemsiz toprakla kavuştum, Kuzey serin rüzgarlarını estirdiğinde. Yağmur damları ile taşındım, Yıkandım, yuvarlandım, Görmediğim, bilmediğim alemlerin ötesine. Aynı bilindik rüyalarımdan korktum saklandım, Kanadım her batan gün. Dayanamadım girdim yerin altına, Gündüzün zifiri karanlığında. Yüzümü toprakla örtüm